Haber

Mimar Sinan’ın Eserleri Asırlara meydan okuyor: Mimar Sinan Eserlerinde Depremlere Karşı Ne Önlemler Aldı?

Ülkemizde meydana gelen büyük depremler binlerce can ve mal kaybına neden olmaktadır. Bunun en büyük sebebinin deprem değil, imansız binalar olduğunu artık biliyoruz. Yeni yapılan binaların daha sağlam olmasını bekliyoruz ama durum tam tersi. Yeni yapılan binaların yıkılması da akıllarda doğal bir soru işaretidir. Bu tür durumlarla karşılaştığımızda aklımıza ilk gelen isim Mimar Sinan’dır. Mimar Sinan yüzyıllar önce yaşamış olmasına ve günümüz teknolojisine sahip olmamasına rağmen depremden sonra da ayakta kalan eserler inşa etmiştir. Peki Mimar Sinan’ın sırrı neydi?

Gelin birlikte inceleyelim…

Kaynak:https://www.trtizle.com/belgesel/gize…

Kahramanmaraş’ta meydana gelen iki büyük deprem sonrasında binlerce vatandaşımız enkaz altında kaldı ve binlerce bina yıkıldı.

7,7 ve 7,6 büyüklüğündeki depremler toplam 10 ili etkiledi. 10 ilimizde feci yıkımlar oldu. Özellikle yeni yapılan binaların yıkılması akıllarda soru işareti bıraktı. Teknolojinin bu kadar geliştiği günümüz dünyasında neden binalarımız bir sarsıntıda yıkılıyor? Özellikle yüzyıllar önce yapılmış ve hala ayakta duran binalarımız varken…

Yaşadığımız deprem felaketinden sonra bir kez daha bahsettiğimiz isim tabi ki Mimar Sinan oldu. Yüzyıllar önce yaşamasına rağmen Mimar Sinan eserlerinde depreme karşı ne gibi önlemler almıştır?

Mimar Sinan 16. yüzyılda yaşamış ve 400’e yakın eser üretmiştir. Bu eserlerden en bilineni İstanbul’daki Süleymaniye Camii’dir. Mimar Sinan’ın yapım tekniklerinin sırları günümüzde de çözülmeye devam ediyor. Özellikle Süleymaniye Camii’nin büyüklüğüne rağmen yüzyıllardır bozulmamış olması bugünlerde herkesin merakını uyandırmıştır. Süleymaniye Camii’nde yapılan araştırma ve incelemeler sonucunda Mimar Sinan’ın yapım aşamasında önem verdiği bazı noktalar fark edildi.

Süleymaniye Camii, geniş ve görkemli yapısına rağmen yüzyıllara meydan okumuştur. Bugüne kadar toplam 89 deprem atlattığı bilinmektedir.

Süleymaniye Camii’nin yapımına 1549 yılında başlandı. Süleymaniye Camii 5 asırdır 15’i 5,5 büyüklüğünde olmak üzere toplam 89 depremden zarar görmemiş ve sadece 4 kez restore edilmiştir. Mimar Sinan bu eserin yapımına önce sağlam bir temel atarak başlamıştır. Temelinin atılmasının sadece 1,5 yıl sürdüğü biliniyor. Toplam inşaat süresi 7 yıldır. Süleymaniye Camii’nin dibinde kayaların olduğu biliniyor. Sinan’ın ilk işi toprağı kaldırıp kayalara ulaşmak oldu. Daha sonra 30 bine yakın kazık çaktırdı ve üzerine tonlarca yük blokları yerleştirdi.

Evliya Çelebi, Süleymaniye Camii’nin 3 yıl boyunca yere yükselmediğini yazar. Mimar Sinan bunun sebebini padişaha bile açıklamaz.

Mimar Sinan bunun sırrını açıklamasa da bunun sebebinin zeminin daha iyi sıkışması olduğu bugün bilinmektedir. Yani Mimar Sinan 2 yıl zeminin taşıyıcı hale gelmesini ve daha iyi sıkışmasını bekledi. Bu tekniğe ‘kazık temel tekniği’ denir. Yüzyıllar önce Mimar Sinan tarafından uygulanan bu teknik, dünyanın ilk 7 yıldızlı oteli olan Burj al-Arab’ın yapımında da kullanılmıştır.

Bu teknikte, beton kazıklar ilk olarak inşaat sırasında dikilir. Daha sonra bu bölgeye bir süre farklı tonlarda baskılar uygulanarak taban sıkılır. Bataklık bir zemin üzerine inşa edilen Büyükçekmece köprüsünde de bu teknik uygulanıyor.

Zemin uygun şekilde sıkıştırıldıktan sonra sağlam bir temel atılmaya başlanır. İnşaat bazında uygulanan teknik, deprem anında yapının alacağı hasarı en aza indirmektedir.

Mimar Sinan, yapının temelini piramit şeklinde tasarlar. Önce oldukça geniş bir harç tabakası sürülür, ardından ızgaralar yerleştirilir. Daha sonra taban duvarının yapımına başlanır. Burada kaide piramit şeklinde tasarlanmıştır. Bu sayede sarsıntı anında temelden itibaren bina direncini gösterir.

Yağmur ve yeraltı sularının temelleri çürütme ihtimaline karşı da önlem alınmaktadır. Sinan, binanın temeli bugün bile kuru kalsın diye temel üzerine koridorlar örer. Yağmur ve yeraltı sularının Haliç’e transferi sağlanmaktadır.

Süleymaniye Camii ve Mimar Sinan’ın diğer eserlerinin bu kadar sağlam olmasının bir diğer sırrı da Mimar Sinan’ın geliştirdiği harçtır.

Horasan harcı o dönem mimarisinde dolgu malzemesi olarak kullanılmıştır. Mimar Sinan bu harca eklemeler yaparak çok daha sağlam bir harç yapmıştır. Sinan, harca yumurta akı, peynir ve soğan gibi malzemeleri ekledi. Bunun nedeni harcı protein ve kükürt yönünden zenginleştirmekti. Böylece Sinan’ın hazırladığı harç, normal Horasan havanından 2 kat daha sağlam hale geldi. Ayrıca çalışmaları daha esnek ve depremde zarar görmemiş hale getirdi.

Mimar Sinan’ın bu kadar büyük ve sağlam bir yapı inşa ederken dikkat ettiği bir diğer konu da statikti. Binanın oluşturduğu onbinlerce tonluk yük, binanın duvarlarına ve kolonlarına eşit olarak dağıldı. Süleymaniye Camii’nin en dikkat çekici yönü büyük kubbesidir. Sinan, böylesine büyük bir kubbenin yapımında ileri matematikten yararlanmıştır. Statik yük, pencere sayısı, kubbe yüksekliği, kubbe ağırlığı, duvar kalınlığı gibi 13 farklı denklem bir arada hesaplanmıştır.

Süleymaniye Camii’nin 77 kat büyük olan 17 Ağustos 1999 depreminden sonra da yıkılmayacağı düşünülüyor.

17 Ağustos 1999 depremi tarihimizde büyük bir yara bıraktı. 6 Şubat Pazartesi günü meydana gelen 7,7 ve 7,6 büyüklüğündeki sarsıntılar da ilerleme kaydedilmediğinin acı bir göstergesiydi. Simülatör deneyleri ise Süleymaniye Camii’nin 1999’daki depremin 7 katı büyüklüğündeki bir sarsıntıya dayanabileceğini gösterdi. Bunu sağlayan ise yapının sadece büyüklüğü değil, aynı zamanda esnekliğidir.

Mimar Sinan, klasik taş işçiliğini geliştirmiş, taşların ve monte edilmiş tellerin birleşim yüzeylerine delikler açmıştır. Bu teknoloji bugün Japonya tarafından kullanılmaktadır.

Taşların ortasından geçirilen teller kurşunla sabitlenmiştir. Bu tekniğe ‘elastik bağlantı teknolojisi’ denir. Günümüz teknolojisinden 500 yıl önce geliştirilen bu teknik, bugün Japonya’da kullanılmaktadır. Bu teknik sayesinde depremin neden olduğu sarsıntı hareketli derzler tarafından emilir.

Mimar Sinan, binanın temelinde bir sorun olup olmadığını anlamak için ‘deprem terazisi’ ile bir yöntem geliştirir.

Fotoğrafta gördüğünüz iki silindirik yapıyı Mimar Sinan Beyazıt Camiye ekler. Bu silindirler normal şartlarda dönebilmektedir. Ancak bir sarsıntıdan sonra binanın temelinde bir sorun çıkarsa bu depremin terazisi dönmez. Bu sayede binanın temelindeki zorluklar da öğrenilmiş olur.

Mimar Sinan, Süleymaniye Camii’ni bitirdikten sonra padişahla konuşurken, ‘Ben öyle bir cami yaptım ki, insan zarar etmezse kıyamete kadar ayakta kalır’ demiş. söylediği rivayet edilir. Teknolojinin bu kadar geliştiği günümüzde bile yeni binaların yıkılması ve onbinlerce vatandaşımızın hayatını kaybetmesi içler acısı bir durumdur. Geçmişimizden ve günümüz teknolojisinden alınacak çok ders var…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu